Yerküre'den mesajın var!
Yerküre'den mesajın var!
Büyük Kentler Trafik Düzenlemeleri İle Küresel Isınmaya Önlem Alıyor

Büyük Kentler Trafik Düzenlemeleri İle Küresel Isınmaya Önlem Alıyor

Londra, Paris ve New York da dâhil olmak üzere birçok büyük kent, çeşitli trafik düzenlemeleri ile küresel ısınmaya karşı önlem almaya çalışıyor. Kimi şehir, çevrenin korunmasına yönelik hareketleri destekleme yoluna giderken, kimileri de motorlu taşıtların trafikten tamamıyla men edilmesi gibi kalıcı çözümleri hayata geçiriyor.

Böylece tüm büyük şehirler, sakinlerine çok daha yaşanabilir bir atmosfer sunarak, yaşam kalitelerini yükseltme hedefine bir adım daha yaklaşmış oluyor. İşte bu amaç doğrultusunda uygulanan projelerden bazıları...

Otomobilsiz Şehirler Hareketine Destek Artıyor

Birçok sivil toplum örgütünün, sosyal aktivistin, kent planlamacısının desteği ile 20. yüzyılın sonlarına doğru daha da fazla benimsenen Otomobilsiz Şehirler Hareketi, motorlu taşıtlara ayrılmış yolların ve otoparkların doğa dostu alanlara dönüştürülmesini amaçlıyor. Böylece zararlı gazların salınımının ciddi oranda azalacağı düşünülüyor. Küresel ısınma ile mücadeleye karşı etkin mücadele olanağı yaratan bu hareketin en büyük destekçisi konumundaki Oslo’nun kent merkezine otomobillerin girmesi yasak. 2030 yılında ise bu yasağın tüm kent sınırlarında geçerli olması planlanıyor. Bogota ise her pazar 07.00-14.00 saatleri arasında sokaklarını araç trafiğine kapatarak bu hareketi destekliyor.

Belirli Tarihten Önce Üretilmiş Araçlar Trafikten Men Ediliyor

Küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerinin daha sık görülmesi sonucunda, yerküreye saygı duyulması gerektiği fikri gittikçe daha fazla ülke tarafından benimsenmekte. Bu kapsamda, özellikle motorlu taşıtların karbondioksit salınım oranlarına sınırlamalar getiriliyor. Dolayısıyla birçok şehir, belirlenen kriterleri karşılama konusunda başarısız olan ve 1990’lı yıllarla öncesinde üretilmiş araçlara trafik yasağı getirmeye odaklanmış durumda. Madrid, 2020 yılından itibaren eski model benzinli ve dizel araçları yasaklamayı hedefliyor. Benzer şekilde Milano, Roma, Atina, Frankfurt ve Berlin de özellikle dizel araçların trafikten men edilmesi konusunda ciddi çalışmalar yapıyor.

Tek-Çift Plaka Uygulaması İle Yoğunluk Azaltılmaya Çalışılıyor

Tek-çift plaka uygulaması, İstanbul ve Ankara için gündeme gelen bir trafik düzenlemesi olarak zaman zaman ülkemizde adından söz ettirmekte. Oysa başta Madrid, Yeni Delhi ve Paris olmak üzere birçok büyük kentte görülen hava kirliliğini belirli bir düzeyin altına çekmek için, uzun süreden beri bu uygulamaya başvuruluyor. Uygulama çerçevesinde, şehir merkezini de içine alan bir bölge dâhilinde haftanın belirli günlerinde tek, geri kalan zaman diliminde ise çift sayıyla biten plakalı araçların trafiğe çıkışına izin verilmiyor. Kurala uymayan sürücüler ise ehliyete el koyma ve para cezası gibi yaptırımlarla karşı karşıya.

Küresel Isınma İle Mücadele Kapsamında Bisiklet Kullanımı Özendiriliyor

Dizel ve benzinli araçların yarattığı çevre kirliliğinin önüne geçme yollarının başında, doğa dostu ulaşım yöntemlerini benimsemek geliyor. Çeşitli trafik düzenlemeleri ile sokaklarını motorlu taşıtlardan arındırmayı başaran şehirlerin bir kısmı, bu yöntemler arasından bisiklet kullanımını ön plana çıkartıyor. Elbette konu bisikletle ulaşım olunca akla ilk gelenler Hollanda, Belçika ve İskandinav şehirleri. Amsterdam, 2030 yılına kadar 200 bin kişiyi daha bisiklet kullanımına özendirmeyi hedefliyor. Nüfusun yarısının bu alışkanlığa sahip olduğu Kopenhag'ın planlarından biri, yalnızca bisikletlere özel geniş yollar inşa etmek. Trafik sıkışıklığının had safhaya çıktığı New York’ta ise, mevcut bisiklet yollarına ek olarak yeni güzergâhlar oluşturmakla ilgili çalışmalar devam ediyor.

Yayalar İçin Daha Fazla Alan Yaratılıyor

Sadece yayalara ayrılmış bölgeler oluşturmak, kentlere bir yandan küresel ısınmayla daha etkin mücadele fırsatı verirken diğer yandan onların turistik açıdan daha çekici destinasyonlar haline gelmelerine olanak tanıyor. Bu düzenleme, dar yollara ve tarihî dokuya sahip çoğu Avrupa kentinin kalbinde zaten uzun süreden beri uygulanmakta. New York gibi dev metropoller ise artan trafik sorununa çözüm bulmak ve sakinlerine nefes alabilecekleri geniş alanlar yaratmak adına bu çözümü benimsiyor. Londra, sınırları dâhilindeki caddelerin yarıya yakınında, taşıt trafiğini yasaklamaya yönelik çalışmalarına devam ediyor. Dünyanın en kirli havasına sahip şehirlerinden biri olan Mexico City ise aynı yöntemle, karbondioksit emisyonunu %15 oranında azaltmayı hedeflemekte.

E-bülten aboneliğinizi tamamlayarak, küresel ısınma ile mücadele kapsamında dünyanın farklı bölgelerinde hayata geçirilen projeler hakkında en güncel bilgilere anında ulaşabilirsiniz.

 

Kaynakça:

E-posta Bültenimize Abone Olun